Ak Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Hatay mitinginde yaptığı konuşmanın tam metni:


HATAY MİTİNGİ (7 MART 2009)

Sevgili Hataylılar...

Değerli Kardeşlerim...

Aziz vatandaşlarım...

Sizleri en kalbi duygularımla selamlıyorum.

Buradan sizler aracılığıyla, ANTAKYA'YA, ALTINÖZÜ'NE, BELEN'E, DÖRTYOL'A, ERZİN'E, HASSA'YA, İSKENDERUN'A, KIRIKHAN'A, KUMLU'YA, REYHANLI'YA, SAMANDAĞ'A, YAYLADAĞI'NA selamlarımı, sevgilerimi, gönderiyorum.


Kardeşlik şehri Hatay'ı selamlıyorum. Huzur şehri Hatay'ı selamlıyorum. Bu kültür şehrini, bu medeniyet şehrini, bu tarih şehrini yürekten selamlıyorum.

Her zaman Hatay'la gurur duydum. Çünkü 81 vilayetimizin tamamında olduğu gibi, burada, Hatay'da da kardeşlik var, hoşgörü var, esenlik var. Burada ittifak var. Burada birlik ve beraberlik var. Çünkü burası tarihin şehri... Burası en kadim medeniyetlerin merkezi... Onun için Hatay'a küçük düşünmek yakışmaz.

Hatay 3 Kasım 2002'de büyük düşündü. 28 Mart 2004'te büyük düşündü. 22 Temmuz 2007'de büyük düşündü. Şimdi önümüzde yeni bir karar günü var. 29 Mart'ta yeni bir karar günü var. İnanıyorum ki, Hatay, 29 Mart'ta da büyük düşünecek. Oyunu birlikten, beraberlikten, adaletten, kalkınmadan, AK Parti'den yana kullanacak.

Çünkü Hatay, büyük düşünenlerin şehridir. Çünkü Hatay, büyük kararların şehridir. Onun için burada, Hatay'da gür bir sesle haykırıyoruz:

SEN TÜRKİYE'SİN, BÜYÜK DÜŞÜN.

SEN HATAY'SIN, BÜYÜK DÜŞÜN. SİZE KÜÇÜK DÜŞÜNMEK YAKIŞIMAZ.

Değerli Kardeşlerim, Sevgili Hataylılar...

Hatay bizim, sevgi medeniyetimizin, hoşgörü medeniyetimizin, barış medeniyetimizin sembol şehirlerinden biri. Hatay, birlikte yaşama kültürünü dünyaya maletmiş, dünyaya örnek olmuş bir şehrimiz.

İşte bu yüzden Hatay UNESCO tarafından barış kenti seçildi. İşte bu yüzden bizler, 2005 yılında Hatay'da "Medeniyetler Buluşması" toplantısını gerçekleştirdik. İşte, Hatay'dan, Mardin'den, İstanbul'dan, Türkiye'nin 81 vilayetinden aldığımız ilhamla Medeniyetler İttifakı dedik. Tüm dünyaya dedik ki, bu topraklarda, Anadolu'da, Trakya'da bin yıllardır insanlar bir arada yaşıyor. Her türlü etnik grup, her mezhep, her inanç, her dil, barış içinde, uzlaşma içinde, birbirini severek ve sayarak bir arada yaşadılar.

Dünyanın bir örneğe ihtiyacı varsa işte o da Hatay'dır dedik. Çünkü Hatay'ı tüm dünyaya anlatacak, Hatay üzerinden medeniyetlerin ittifakına çağrı yapacağız dedik. Hamdolsun, bu projemiz gerçek oldu, Birleşmiş Milletler Çatısı altında, İspanya ile birlikte şimdi bu projeyi Türkiye yürütüyor, biz yürütüyoruz.

81 ülke ve 14 Uluslar arası Örgüt çağrımıza cevap verdi ve Dostlar Grubu'na üye oldu. Şimdi, 6-7 Nisan'da Türkiye'de, İstanbul'da İttifakın 2'nci Forumu'nu yapıyoruz. İstanbul'dan dünyaya bir kez daha çağrıda bulunacağız. Tek bir yürek olarak haykıracağız:

Medeniyetler çatışmasın. Kültürler çatışmasın, dinler, diller, mezhepler çatışmasın diyeceğiz.

Gelin birbirimizi anlayalım, gelin birbirimizi dinleyelim. Dünyada yeniden Kerbelalar yaşanmasın, Dünyada yeniden Bosna-Hersek'ler, Kosova'lar yaşanmasın. Dünyada yeniden Halepçeler, Beyrut'lar, Gazzeler yaşanmasın.

Türkiye'den, Hatay'dan bütün dünyaya Mevlana'nın diliyle, yunus'un diliyle sesleniyoruz:

"Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım,

Sevelim, sevilelim, bu dünya kimseye kalmaz" böyle diyoruz.

Değerli kardeşlerim, Sevgili Hataylılar,

Biz bin yıllar boyunca bir ve beraber yaşadık. Tarihin her döneminde aramıza nifak sokmaya çalışanlar oldu. Bugün de aynı şekilde birliğimizi, bütünlüğümüzü bozmaya çalışanlar, aramıza fitne tohumları serpmek için gayret gösterenler var.

Buradan, Hatay'dan bir kez daha sesleniyorum:

Bu ülkenin Türk'ü, Kürt'ü, Arap'ı, Ermeni'si, Rum'u, Laz'ı, Çerkez'i, Abaza'sı, Arnavut'u, Boşnak'ı, Gürcü'sü birdir, beraberdir. Bu ülkenin Müslümanı, Hristiyanı, Musevisi kader ortaklığı yapmıştır. Bu ülkenin Alevisi, Nusayrisi, Sünnisi, Süryanisi, Ortodoksu, Katoliği, Protestanı bu ülkenin hür ve eşit vatandaşlarıdır. Hepimiz, Türkiye Cumhuriyeti'nin birinci sınıf vatandaşlarıyız.

Bu özgür ülkede herkes kendi kimliğini, kendi inancını dilediği gibi tanımlayabilir, dilediği gibi yaşayabilir. Bizler 70 milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak birlik esasında daha güçlü bir millet olmanın sevdasındayız. Siz-Biz ayrımı olmadan, hepimiz bu ülkede ev sahibiyiz...

Değerli kardeşlerim, asla ayrım yok. Niye? Çünkü biz, yaratılanı yaratandan ötürü severiz.

Hizmet üretirken, hizmet götürürken, asla ve asla ayrımcılık içinde olmadık.

"Bu köy şu partiye oy verdi", "şu ilçe şu etnik kökene sahip", "şu il şu mezhebin mensubu" gibi çağdışı, insanlık dışı uygulamaları elimizin tersiyle ittik. "Önce insan" dedik. Hangi etnik kökenden olursa olsun, mezhepten, meşrepten, bölgeden olursa olsun, "önce insan" dedik. Şeyh Edebali ne diyordu? "insanı yaşat ki devlet yaşasın". Ayrım gözetmeden tüm insanlara hizmet götürmenin gayreti içinde olduk.

Değerli kardeşlerim, 81 vilayetimizde bu gayretimizi devam ettirdik, devam ettireceğiz ve bütün illerimizi adil biçimde kalkındırmanın gayreti içerisinde olduk, yine aynı gayretle yola devam edeceğiz.

Şimdi bakın, şuraya dikkatinizi çekmek istiyorum:

Bu benim Hatay'a, Başbakan olarak 5'inci gelişim. Şimdi size soruyorum: Ben buraya Başbakan olarak 5 kez geldim, Sayın Baykal buraya kaç kere geldi? Buranın yolunu bilmiyor mu? Hiç uğramadı mı? Yolu düşmedi mi buraya? Daha ne diyeyim! Bir şey anlatmaya gerek var mı? Gerek yok. Benim vatandaşım zaten açıkça ortaya koyuyor; "Ebedi muhalefet,  acıların çocuğu küçük Baykal" demiş buyurun. Altını da okuyalım orada ne yazıyor. "Ben hiç iktidar olamadım anne diyor." Peki, bir soru daha sorayım. Sayın Bahçeli Hatay'a hiç geldi mi? O da mı bilmiyor buranın yolunu. E ne diyeyim? Niye gelmezler? Değerli kardeşlerim bu kardeşinizden işleri daha mı yoğun? Daha mı çok işleri var? Biz hem memleketi yönetiyoruz hem partimizi yönetiyoruz. Hem dünyayı dolaşıyoruz hem de ülkemizi dolaşıyoruz. Hamdolsun bu evladınızın bu başbakanınızın gitmediği bir il yok. En az gittiğim ile üç kere gittim. Niye? Türkiye Ankara'dan yönetilmez. Gideceksin yerinde göreceksin. Ne var, ne oluyor tespit edeceksin. Şimdi bakın, biraz gecikmeli geldim. Gecikmeli gelmemin sebebi bugün ABD Dışişleri Bakanı ile sabah görüşmem vardı. Bayan Hillary Clinton ile olan görüşmemiz biraz uzadı. Bundan dolayı buraya gecikmeli geldim, hakkınız helal edin özür diliyorum. Yoksa başka bir konu değil. Çünkü gecikmeyi sevmem. Ama işte hem o hem bu... Hepsini bir arada götürüyoruz. Ama sizler bizleri anlıyorsunuz. Sizler bizi bu noktada biliyorsunuz. Çünkü boşa vakit geçirmeyi sevmeyiz. Vaktimiz de canımızda bu ülkeye, bu millete feda olsun. Derdimiz bu... Aşkımız bu...

Değerli kardeşlerim, onların programı bizden daha ağır olmadığına göre 29 Mart'ta onlara hesabı siz sormalısınız ve şunu söylemelisiniz; neden gelip siz bizim halimizi hatırımızı sormuyorsunuz? Neden gelip şu Hatay'ın dertlerini dinlemiyorsunuz?

Hataylı kardeşlerimden bir ricam var...

Eğer adres şaşırır da buraya bir düşerlerse, olur ya düşerler belki, Hatay'ı güzelce gezdirin. Bir görsünler. Hatay'ı onlara anlatın, Hatay'ın tarihini, Hatay'ın felsefesini onlara anlatın. Belki üslupları değişir. Belki dilleri değişir. Belki şu Hatay'ın hoşgörüsünden, Hatay'ın dostluk ikliminden, kardeşlik ikliminden onlara da pay düşer. Belki Hatay'ı gördükten sonra, Türkiye Cumhuriyeti'nin Başbakanına nasıl hitap edileceği konusunda bir fikir edinirler.

Bakın, ne yapmaya çalıştıklarına dikkat edin. Bakıyorsunuz bir tanesi çıkıyor bizi mahkemeye verdi diyor, hakaret ettiğimiz için mahkemeye verdi. Ben sana meydanlarda aynı dille konuşamam ki. Ne bulunduğum makam buna müsaade eder, ne de edebim adabım buna müsaade eder. Hukuk devletinde yaşıyoruz. Diyorum ki, avukatlarım siz hakaret içeren bir şey bulduğunuz zaman götürün oraya. Yargıda bunlar gereken cevabı, gereken hesabı görsünler. 

Önce yalanla, iftirayla üzerimize geldiler, hizmetlerimizi, eserlerimizi karaladılar, çamur attılar, ama tutmadı. Kırtasiyeciden aldıkları dosyaları sallayarak bizi itham ettiler, yalanları yatsı olmadan söndü. Şimdi başka bir aşamaya geçtiler, başka bir kampanya başlattılar. Bir kez daha ezberlerini ortaya dökmeye başladılar.

Bakınız değerli kardeşlerim, şu Sayın Baykal ne diyor. Çok enteresan, diyor ki; telefonlarımız dinleniyor ve çok daha çirkin olanı şu, diyor ki; telefonlarda normaldir hükümete eleştiriler yapılır, hakaretler yapılır, hatta küfür de edilir. Hatta daha da ileri gidiyor; yahu ağız tadıyla birbirimize küfür edemiyoruz diyor. Kim diyor bunu? Ana muhalefetin lideri. Yazıklar olsun. Sen benim milletime küfür etme dersi mi veriyorsun? Yoksa benim milletimi küfürbaz olmakla mı niteliyorsun? Aynaya bak aynaya, kim olduğun ortaya çıktı. Benim milletim bu ülkede küfürbazdan başbakan yapmaz. Küfürbaza da prim vermez. Önce bu noktada bu ülkenin ahlak değerleri var. Bu ahlak değerlerini bileceksin ve karşındakine küfür etmesini değil saygı göstermesini bileceksin. Ama biz bu oyuna gelmeyiz, biz bu tuzağa gelmeyiz. Çünkü biz böyle yetişmedik. Böyle terbiye almadık. Bizim hocalarımız bizim öğretmenlerimiz bize böyle bir ders vermediler. Ama Sayın Baykal demek ki böyle ders veriyordu. Şimdi de millete aynı dersi vermeye devam ediyor. Milletim sana 29 Mart'ta en güzel dersi verecek merak etme. En güzel dersi verecek...

Demokrasiyi, milli iradeyi, milletin tercihi bunların eliyle diliyle maalesef tartışma konusu yapıldı. Sanal korkularla, sanal tehditlerle ülkeyi korkutmaya başladılar. Bakın şimdi aynı Baykal kalkıyor Tunceli valimize çirkin bir yaklaşımda bulunuyor. AK Parti ile gelen APS ile gider diyor. Sayın Baykal sana buradan bir cevap daha vereceğim. Bak sayın valimiz biz göreve gelmeden önce de bu ülkede yöneticiydi. Kaymakamlıklar yapmış, valilik yapmış olan bir değerli bürokratımızdı. Ama sen belli ki şirket yöneticisi oldun. Olamazsın ya, oldun. Ancak APS ile olsa olsa şirket yöneticiliğindeki muameleler, evrak göndermeler olabilir. Devlet yönetiminde bu tür üst yönetimlerde biz APS'yi filan aracı olarak kullanmayız. Bak bunu da öğren. Bu noktada da çok gerilerde kalmışsın bunu da öğren. Bir iktidar eğer getirecekse bunun kararname yolları vardır. Bu tür yöneticiler üçlü kararname ile gelir, üçlü kararname ile alınır. APS ile değil. Bunu da öğren. Ve valimize yaptığınız yakıştırmalara da katılmıyorum. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti'nin valisidir. İdeolojik yaklaşımlarla valilerimizi karalamaya hakkınız yok. Yoksa kalkıp ta biz filanca vali CHP'lidir filanca vali MHP'lidir filanca vali şu partilidir diye meydanlarda bunları mı konuşacağız? Bu ne saygısızlıktır. Bakıyorsun bir grup çıkıyor o grupta diyor ki biz AK Partili vali istemiyoruz Tunceli'ye. Ne demek bu ya? Vali kendi işini yapıyor diğerli de kendi işini yapsın. Herkes kendi işini yapsın. Bu ülke bir hukuk devletidir. Gereği neyse bunların hepsi yapılır ama ben bir Başbakan olarak valimi ne Sayın Baykal'ın ne de diğerlerinin eline avucuna da bırakmam. Hepsine de sahip çıkarım. Çünkü bu da benim asli görevim. Şu anda ben Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı isem valilerimin hepsine sahip çıkarım. İstisnasız. Bunları da Sayın Baykal'a yedirtmem, Sayın Bahçeli'ye de yedirtmem bu görevde olduğum sürece.

Sandıktan çıkamayacaklarını anladılar, strateji değiştirdiler. Padişahlık demeye başladılar, sultanlık demeye başladılar, rejim demeye başladılar. Türkiye'ye karanlık senaryolar çizmeye başladılar. Bu millete bunu geçmişte defalarca yaptınız. Bu milleti geçmişte defalarca korkuttunuz, tehdit ettiniz. Her seferinde bu millet size sandıkta gereken cevabı verdi.

Buradan, Hatay'dan sesleniyorum:

Yüreğiniz yetiyorsa projelerinizle konuşun. Yüreğiniz yetiyorsa yaptıklarınızla, yapacaklarınızla konuşun. Yüreğiniz yetiyorsa, milletin diliyle konuşun, gelin millete konuşun. Benim milletim bu tehditleri artık yutmuyor. Benim milletim bu karanlık senaryolara artık pabuç bırakmıyor.

Milletim bunları iyi görsün. Milletim bu medyanın neler yaptığını, şimdi neler yapmak istediğini iyi görsün. Muhalefet partileriyle, onların yandaş medyasının Türkiye'yi nerelere sürüklemek istediğini milletim iyi görsün, iyi anlasın. CHP yandaşı medyayı biliyorsunuz değil mi? Bir şey anlatmama gerek var mı?

Şimdi, ben, dedim ki bunlar Sivas'ın ötesine geçemezler. Sayın Bahçeli buna çok bozulmuş. "Başbakan dilinin altındaki baklayı çıkarsın" diyor. Bak dilimin altındaki baklayı sana tekrar söylüyorum.

Sivas'ın ötesine geç, Van'a git, Diyarbakır'a git, muş'a git, Bitlis'e git,  Hakkâri'ye git. Olur ya oradan da biraz oy çıkar. Git, oradaki vatandaşlarımızla kaynaş, oradaki kardeşlerimizle kaynaş. Bir taraftan birlik diyorsun ama oralara gitmiyorsun. Oralar bu vatanın toprakları. Orada yaşayan vatandaşlar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı. Oraların ihtiyaçlarını, dertlerini bir dinle, yollarını bir gör. Bak neler oluyor, Türkiye nasıl şantiyeye dönmüş bir gör. İnanın vallahi mutlu olurum. Memnun olurum. Niye? Türkiye'de siyaset çok güzel yapılıyor, anlamlı diye.  İşte o zaman Türkiye çok daha farklı bir ülke olur.

Bak biz, AK Parti olarak, 81 vilayette varız. Benim ülkem 780 bin kilometrekare, tamamında varız. Benim ülkemin nüfusu 71 buçuk milyon; tamamına konuşuyor, tamamına hitap ediyor, tamamına aynı dili kullanıyoruz.

Bunu sen de yap, vallahi takdir ederiz, teşekkür ederiz. Meydanlarda yaparım bunu. Bak gittiler oraya da derim.

Sevgili kardeşlerim, Sevgili Hataylılar,

Bakın, Hatay onlarca yıl ihmal edildi.

AK Parti iktidarından önce onlarca hükümet gelmiş geçmiş, hiçbiri maalesef Hatay'a çivi çakmamış.

Biz geldik, Hatay'a havaalanı sözü verdik.  Hatay'a havaalanı mı olur diyenlere kulak asmadık, dedik ki biz havaalanını yapacağız. Bu sözümüzü yerine getirdik mi? Getirdik. 2007 yılında geldim Hatay Havaalanını açtım.  Sadece 2008 yılında 160 bin kişi havaalanını kullandı.

Biz göreve geldiğimizde, 71 kilometre bölünmüş yol vardı. Bakınız, burası çok önemli, 79 yılda yapılandan iki kat daha fazla bölünmüş yolu, sadece 6,5 yılda tamamladık, tam 138 kilometre bölünmüş yolu Hatay'a kazandırdık.

Değerli kardeşlerim biz size sevdalıyız, biz size aşığız. Yol medeniyettir, yolu olmayan ben medeniyim diyemez, işte biz bunu başardık.

Dörtyol ve İskenderun Konacık Balıkçı barınaklarını yaptık, hizmete sunduk. Reyhanlı Cilvegözü ve Yayladağı Gümrük kapılarımızın eski halini biliyorsunuz.

Hatay'a daha modern gümrük kapıları kazandırmak için hareket geçtik, buraları yıkarak, çağın gereklerine uygun, Türkiye'mize yakışır, Hatay'a yakışır yeni gümrük kapılarını inşa ettik. Geldim bir tanesinin açılışını da ben yaptım.

İşte Karaçay Barajı... On yıllardır düşünülen, hemen her hükümetin vaat ettiği bu barajın ihalesini biz yaptık. 2009 yılı başında inşaatına başlandı, inşallah 4 yıl gibi kısa sürede tamamlanacak.

İnşallah, o gün, Antakya'dan Samandağ ilçemize kadar tüm yerleşim yerlerinin sulama ve kullanma suyu ihtiyacı bu barajımız aracılığıyla karşılanacak.

Şimdi yeni bir adım daha atıyoruz. Reyhanlı barajı; bakınız Hataylı kardeşlerim, bu barajın ne anlama geldiğini siz benden daha iyi bilirsiniz.  Bütün Hataylı kardeşlerimin heyecanla bu barajı beklediğini biliyorum.  Zira, şu Amik Ovası'nın hali ortada... Bak geçen yıl Amik Ovası az kaldı kuruyordu. Sadullah Bey beni aradı; dedi Sayın Başbakanım sıkıntımız var, Suriye Devlet Başkanıyla bir görüşünde hemen buraya biraz su versinler. Değerli kardeşlerim telefonumuzu kaldırdık, sayın Esad ile görüştük, sağolsun onlarda hemen suyu vermeye başladılar ve Amik rahatladı. Bununla ne anlatmak istiyorum; Suriye ile olan münasebetleri biz kurduk, geliştirdik ve bunun faydalarını ortaya koymak istiyorum.

Elele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz. Biz düşman üretmeye değil dost kazanmaya geldik dost ... Mesele bu. Hatay'ı dertlerinden kurtaracağız.

21 Temmuz 2007'de, Reyhanlı Barajı ile ilgili size bir söz vermiştim.  Şu an itibariyle, projenin önündeki en büyük engellerden biri olan kamulaştırma problemi ortadan kalktı. Tarım bakanlığı bünyesindeki Reyhanlı Tigem arazisinin takasta kullanılması için Yüksek Planlama Kurulu'nda imzaya açıldı ve tamamlandı.

Hatay'ı bir çok dertlerinden kurtaracak, Tüm Hatay'ı ayağa kaldıracak bu proje ile bizzat Sadullah Bey ve ben ilgileniyorum. Diğer milletvekili arkadaşlarım aynı şekilde bu işi yakından takip ediyorlar. Bunu da buradan özellikle vurgulamak istiyorum.

Bakınız değerli kardeşlerim, göreve geldik, yalnızca 9 ilimizde doğalgaz vardı, bugün 63 ilimizde doğalgaz var.

Ah benim hanım kardeşlerim eskiden ne yapıyorduk? Anam beş kat binanın altına iniyor, oradan kömürü taşıyordu, bu biz eza cefa. Birde onun külü kokusu. Bunlar büyük dertti ama şimdi ne oldu? Bunlar tarihe karıştı be! Kombinin düğmesine bas evde sıcak su, kombinin düğmesine bas evde sıcaklık. Bunlar oldu niye? Medeniyet bu. Benim Ayşe, Fatma, Hatice kardeşim buna layık değil mi? Ahmet'im Mehmet'im Hasan'ım Hüseyin'im buna layık değil mi? İnşallah bundan sonraki süreçte de hızla kararlı adımlarla bu devam edecek.

2010 yılında şehir içi şebekeleri de döşenerek, Hatay'ı özellikle kışın yaşadığı hava kirliliğinden bütünüyle arındırmış olacağız.

Hatay AK Parti iktidarıyla eski gücüne kavuşuyor. Çünkü bizim İŞİMİZ HİZMET, GÜCÜMÜZ MİLLET.

İşte bugün de Hatay'a 70 derslik kazandırıyoruz. Tam 1044 konutun anahtar teslimini yapıyoruz. Yatırımlarımızla, eserlerimizle, hizmetlerimizle Hatay'ı büyütüyoruz. Biz eserlerimizle konuşuyoruz, hizmet siyaseti yapıyoruz, onlar iftira siyaseti yapıyor.

Hatay bugün, sadece Türkiye'nin değil, dünyanın yıldız şehirlerinden biri haline geldi. Peki, bizden önceki iktidarlar Hatay'a neden bu hizmetleri yapmadı. AK Parti'den önce onlarca iktidar gelip geçti, pek çok belediye geldi geçti, hiçbiri Hatay'a hak ettiği hizmetleri sağlamadı.

Peki biz ne yaptık? Değerli kardeşlerim bakınız size somut olarak bunları söylemek istiyorum. Bugün buradan dağıldıktan sonra evlerimize gideceğiz ama yan gelip yatmayacağız, yollarda gördüğüm coşku çok çok anlamlıydı. İnşallah şu kalan 20 gün içerisinde gece gündüz demeden Aşık Veysel gibi ‘uzun ince bir yoldayız gidiyoruz gündüz gece'. Gideceğiz gündüz gece.

Hatay'ımızda 6,5 yılda ne kadar derslik yaptık biliyor musunuz? 2 bin 446 derslik yaptık.

Değerli kardeşlerim Hatay'ımızda okullarda bilgisayar yoktu, 7 bin 573 adet bilgisayar gönderdik. Bilişim teknolojileri sınıflarını böylece güçlendirdik, devreye soktuk, artık şu ufak yavrularımız ilköğretimde bilgisayar kullanıyor. Aynı şekilde yine orta öğretimde bilişim teknolojileri sınıflarında adeta bilgisayarla oynuyorlar. Geleceğin nesillerini yetiştiriyoruz. ADSL sistemiyle dünyaya ulaşıyorlar, hızlı internet ağıyla bütün okullarımız, yüzde 95'i aşkın, dünyayla görüşüyorlar.

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi bünyesinde Tıp fakültesi, 5 meslek yüksek okulu, Sivil havacılık yüksek okulu ve konservatuar hizmete girdi. Normal hastanelerin dışında birde üniversitenin tıp fakültesi, burada devreye giriyor. 

Bu ay içerisinde yüksek öğretimde bin kişilik yurt inşaat ihalesini yapıyoruz. 

İnşallah bir yıl gibi kısa sürede bu yurdu tamamlayıp hizmete sunacağız.

Anneler bakınız okullar açılırken kitapları sıraların üzerinde bulduk mu? Ücretsiz olarak kitapları alıyor muyuz? Şimdi yeni bir müjde daha veriyorum sizlere, ilk defa bugün Hatay'da bu müjdeyi veriyorum; açık ilköğretimde ve açık lisede okuyan 900 bin öğrencimize de aynı şekilde kitapları ücretsiz vereceğiz, bunu da başlatıyoruz.

Değerli kardeşlerim biz geldiğimizde üniversiteli gençlik ne alıyordu? Ayda 45 milyon burs alıyordu. Şimdi 180 milyon burs alıyor. 45 milyon nere...180 milyon nere... Sabah kahvaltısında ve akşam yemeğinde ayrıca desteğimiz var.

Değerli kardeşlerim geliyorum sağlığa; Hastaneleri birleştirdik mi? Birleştirdik. Şu anda istediğimiz hastaneye gidebiliyor muyuz? Gidiyoruz. Hastane ayırımı var mı? Hastanelerde rehin kalan var mı? Ölülerimizi bile rehin alıyorlardı. Hala konuşuyorlar... Ey CHP sende bu ülkede tek başına iktidar olamadın ama şöyle kenarından köşesinden koalisyon ortağı oldun. Peki ne yaptın!

Benim bütün vatandaşlarım, hanım kardeşlerim, beyefendi kardeşlerim; yahu sabah namazından sonra hastaneye giderdiniz , bende giderdim. İlaç kuyruğunda az mı bekledik? Reçeteyi verirsin ilacın tamamını alamazsın, bir tanesini alırsın üçünü beşini alamazsın. İkisini alırsın ikisini alamazsın. Ne olacak eczacı hanım bizim durumumuz dediğin zaman, git kardeşim dışarıdan al derlerdi. Peki şimdi istediğin eczaneden gidip ilacını alıyor musun? Alıyorsun.

Sayın Başbakan yahu bunları nasıl yapıyorsunuz?

Bizim derdimiz şu; ‘Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi, olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi'.

Önce insan sonra devlet. İnsanı yücelteceğiz, güçlü kılacağız ki devlet güçlü olsun.  

Eksiklerimiz yok mu? Var. İnkar etmemize gerek yok. Ağızlarından düşmeyen tek şey var; işsizlik, işsizlik, işsizlik. Doğru işsizlikte var, ama sen yüzde 12 işsizliği konuşuyorsun da, yüzde 88 iş sahibi olmayı niye konuşmuyorsun? Bunu da konuş, 

Hatay'da hükümetimiz döneminde sağlık hizmetleri için 120 trilyon harcama yaptık.

Yapımına bizden önce başlanan 250 yataklı Antakya devlet hastanesi, 100 yataklı Reyhanlı devlet hastanesi, 50 yataklı Erzin devlet hastanesi, 50 yataklı Altınözü devlet hastanesi ve Samandağı devlet hastanesi ek binasını biz tamamladık, hizmete açtık.

50 yataklı Dörtyol devlet hastanesi ve 14 adet sağlık ocağının yapımını biz başlattık, süratle tamamladık, hizmete açtık.

250 yataklı İskenderun devlet hastanesini de bu yılın sonunda tamamlıyoruz.

Devlet Hastanesi ve sağlık ocaklarımızda muayene oda sayısını yaklaşık 3 kat artırdık.

2002'de Hatay'da sadece 4 ambulansımız vardı, şimdi 24 ambulansımız var.

2002'de sadece 12 diyaliz cihazımız vardı, bugün ise 42.

Bakınız adalette ne yaptık;

Hatay, Reyhanlı ve Dörtyol adalet saraylarını hizmete açtık. Yaptık, tamamladık, bitirdik.

Altınözü adalet sarayını tamamladık.

İskenderun adalet sarayında ihale aşamasına geldik.

TOKİ 'de 1044 konutun anahtar teslim törenini yapıyoruz.

TOKİ aracılığıyla Hatay'da bugüne kadar 2 bin 446 konut uygulaması başlattık.

Bu uygulamaların 713'ünü daha önce sahiplerine teslim etmiştik.

Bütün projelerimizi tamamladığımızda Hatay'da toplam 3 bin 110 konut yapmış olacağız.

Değerli kardeşlerim tarımda bugüne kadar Hatay'a ne kadar destek verdik, bunları bilmenizde fayda var, bakınız onu da söyleyeyim sizlere;

2003-2008 döneminde Hatay'da toplam 555 trilyon tarımsal destek verdik. Sizi unutmadık, unutmuyoruz, unutmayacağız.

Değerli kardeşlerim bütün bunların yanında bankalar ne yaptı? Bankalar malum gerekli kolaylıkları sağlamıyorlar, ama iktidarımız döneminde biz bunu da başardık.  2002 yılında Ziraat Bankası'nın çiftçilerimize sağladığı kredi miktarı neydi biliyor musunuz? Yaklaşık 5 trilyon. Değerli kardeşlerim şimdi bizim dönemimizde 24 kat artışla geldiğimiz nokta 119 trilyon.

KÖYDES'de ne dedik biz? Yolu olmayan, suyu olmayan köy kalmayacak dedik. Hatay'daki köyler için yaptığımız toplam yatırımların tutarı 50 trilyon. Bu yılda tüm Türkiye için 500 trilyon ayırdık, eksiklerde giderilecek.

Şimdi bir konuya daha geliyorum, Hatay'da biz gelmeden önce sigortalı olarak çalışanların sayısı 49 bin idi. Peki şimdi sigortalı olarak çalışanların sayısı ne biliyor musunuz? 90 bin kişi. Yüzde 84 artış. Bu ne demek? Bu kadar aile sağlama, güvenceye alındı.

Değerli kardeşlerim...

Sevgili Hataylılar...

Bunlar Hatay'a kazandırdıklarımızın, Hatay için ürettiğimiz hizmetlerin yalnızca bir kısmı. Şimdi bizler bir seçime gidiyoruz. Değerli kardeşlerim ben İstanbul belediye başkanlığından geldim, belediye başkanlığı bizim uzmanlık alanımız ve biz bu işi gerçekten iyi biliriz. Şimdi yeni bir döneme giriyoruz. Sizin desteğinizle, sizin katkınızla, hayır dualarınızla gece gündüz demeden çalıştık Hatay'ın çehresini değiştirdik.

Şimdi hizmette yeni bir dönemin arifesindeyiz.

Hatay 29 Mart'ta bir tercih yapacak.

İnanıyorum ki Hatay bir kez daha AK Belediyecilik diyecek, AK Hizmet diyecek.

İnanıyorum ki Hatay, DURMAK YOK, YOLA DEVAM, DURMAK YOK, HİZMETE DEVAM diyecek.

Hatay'da yolumuza Doç.Dr LÜTFÜ SAVAŞ kardeşimizle devam ediyoruz.

Derdimiz şu; daha farklı bir Hatay, daha modern bir Hatay, daha güzel bir Hatay. Elele vereceğiz, omuz omuza vereceğiz ve bir medeniyetler kenti olan Hatay'ımızı çok daha güzel bir konuma getireceğiz.

Kendisi Tıp Fakültesi mezunu, bir doktor, bir akademisyen.

Hatay'da tıp fakültesinin kuruluşunda görev aldı, şimdi de inşallah daha modern bir Hatay'ın gelişmesinde, değişiminde, dönüşümünde görev alacak. Şimdi de Hatay'ın doktoru olacak, ben buna inanıyorum. Hatay'ın şehircilik sorunlarına çare üretecek.

Biz sizin emanetinize nasıl sadakatle bağlı kaldıysak, sizin emanetinizi nasıl yücelttiysek, inanıyorum ki, sizler de size emanet ettiğimiz adaylarımızın tümüne aynı şekilde sahip çıkacaksınız.

Hem İl Belediye Başkanı adayımıza, hem de ilçe belediye başkan adaylarımıza, hem il genel meclisi üyesi adaylarımıza, hem belediye meclis üyesi adaylarımıza inanıyorum ki sahip çıkacaksınız.

Gelin bu medeniyet yolculuğuna kaldığımız yerden devam edelim.

Gelin Türkiye'yi dünyanın zirvelerine taşıyalım.

Gelin 29 Mart'ta mührü AK Parti'ye basalım, bu ülkenin mutlu ve müreffeh geleceğini hep birlikte inşa edelim.

Bakınız biz gün birlik ve beraberlik günüdür dedik bunun içinde; Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet anlayışıyla yolumuza devam edeceğiz. Bu birliğimizi, beraberliğimizi bozmak isteyenlere fırsat vermedik vermeyeceğiz.

SON SÖZ SİZİN, KARAR SİZİN, BU ÜLKE HEPİMİZİN!

DURMAK YOK, YOLA DEVAM.

DURMAK YOK, HİZMETE DEVAM.

SEN TÜRKİYE'SİN, BÜYÜK DÜŞÜN!

SEN HATAY'SIN BÜYÜK DÜŞÜN!

İŞİMİZ HİZMET, GÜCÜMÜZ MİLLET!

HERŞEY TÜRKİYE İÇİN.

Bu Hatay'ı kimse tutamaz, buradan ayrılıyoruz, ayrıldıktan sonra bütün akraba ahbap komşu, herkese ulaşıyor muyuz? Hanım kardeşlerim ulaşıyor muyuz? Beyler ulaşıyor muyuz?  

Evet şimdi ahdimize geliyoruz.  Hazır mıyız ? Bütün Türkiye duysun...

BERABER YÜRÜDÜK BİZ BU YOLLARDA,

BERABER ISLANDIK YAĞAN YAĞMURDA,

ŞİMDİ DİNLEDİĞİM TÜM ŞARKILARDA,

BİZE HER ŞEY SİZİ HATIRLATIYOR...

29 Mart hayırlı olsun

Günümüz kutlu olsun...

Geleceğimiz aydınlık olsun...

Allah yar ve yardımcımız olsun...

 
  ADALET VE KALKINMA PARTİSİ - REYHANLI İLÇE BAŞKANLIĞI
Cumhuriyet Mahallesi Cumhuriyet Caddesi Belediye İşhanı Kat: 3 No: 26 Reyhanlı / HATAY
Tel: (0326) 413 73 13 · Fax : (0326) 413 09 72 · E-posta: info@reyhanliakparti.com
  ADALET VE KALKINMA PARTİSİ - GENEL MERKEZ
Söğütözü Caddesi No : 6 Çankaya/ANKARA
Tel: (0312) 204 50 00 (Pbx)  ·  Fax : (0312) 204 50 20